Issız adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?

Issız adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?


Yazan: Gürkan Duman

 

Çok eski bir soru; Issız bir adaya düştüğünüz de yanınıza alacağınız 3 şey ne olabilir? Bu sorunun sorulma geçmişine göre değişen geniş seçeneklerimiz ve derin bir hayal gücümüz vardı. O an duraksayıp düşünürdük. Öncelikle herkesin istediği bir cevabı vermek yerine farklı olmayı tercih edip daha karakteristik bir eda ile cevabımızı verirdik.  Şıkların 3 tane olmasına rağmen binlerce hayalin arasından bir kaç saniyede gerçekleştirmesini istediğimiz en özel anı belirlerdik. Gerçekleştirmesini hayal gücüne endekslediğimiz ne varsa bir film şeridi gidi geçerdi. Buraya kadar ki anlattıklarım sadece bir kaç saniyelik zamana sığdırılmış, anlatılması ve cevaplaması en güzel şeylerdendi.

Issız adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?

Eski veya yeni zaman kıyaslaması yapmak istemezdim fakat ”eskiden daha mı mutluyduk sanki” sorusunu sorduruyor. Burada ki daha mı mutluyduk kısmı özlem nidasında söylenmiştir. Sanki bir an her şeyden arınmış, bir an duraksamış düşünceli ve hüzünlü yaklaşım sergileyerek kişinin öz eleştiri yapmasıyla birlikte dibe iniliyor.

Bu konuda dibe inmişken ve sizi o noktada yakalamışken, kendinize hemen şu cevabı aramanızı yeğlerim. Öncelikle bunu kanıtlamak için hemen elinize içinde bulunduğunuz herhangi bir eski fotoğrafı alın. Bu fotoğraflar da ailenizin veya çevrenizin içinde yer alması kendinize vereceğiniz cevap açısından daha kolay ve zengin içerik sağlayacaktır.

Elinize aldığınız bu fotoğraf yaklaşık tam 12 sene öncesine ait olsun. Şimdi burada yapmanız gereken fotoğraflara baktığınızda ne hissettiğiniz ve bu hislere karşılık olarak ne düşündüğünüz önem konusu olsun.

 Öncelikle ilk izlenimiz özlem dolu  mutlu bir geçmiş değil mi?  O fotoğraf size hem özlem, hem mutluluk, hem de hüzün kazandırdı değil mi? Hele ki içinde aileniz veya arkadaş çevreniz var ise bu kat kat arttı değil mi?

Bunun farkına varabildiniz mi? Zamanınızın sizden neler alıp götürdüğünü gördünüz değil mi? O fotoğraftaki her detaya dikkatlice baktınız değil mi? Tekrar tekrar diğerine geçmeden yorum yapabilme istediğini hislerine açtınız değil mi?

Bir kaç saniyelik bir an da olsa o an aklınızla iç sesinizle konuşmayı denediniz değil mi? Böyle hafif bir mırıltı, serzeniş…

Issız adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?

 

Ben bu satırları yazarken buradaki zaman ile içinizdeki yaşadığınız o zaman arasındaki ciddi  farkları göreceksiniz. Tüm bu satırlar sadece farkındalık detaylarını hayal gücünüze iliştirir.

Resme baktığınız da gördüğünüz detaylar gözlerinizin hareket seviyelerini ve derecelerini artırır. Çoğu duygusal ve hassas kişilerde o an, o anılara ait bir özlem duygusu, var ise de bir göz yaşı söz konusudur. ve göz yaşları hemen dışarıya atılmak istenir. Şimdiki zaman ile geçmiş zamanın yüzleştiği en masum an o anlardan biri işte.

Vay be dersin, vay be seneler dersin, derin bir sorgu nidaları ile neymişiz ne olmuşuz. Nasıldık? şimdi nasılız dersin. O fotoğrafa bakarken değişimlerden korkmuş olursun. O fotoğrafta gördüğün saatin şu an ki duvarda takılı olmaması bile sana güvensizlik hissi yaşatır.

Issız adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?

 

Çünkü değişmiş gitmiş dersin.

Bazı insanlar değişimlerden aşırı derecede korkar. Yüzleşmek, korkuların gerisinde kalan bir yolculuktur. Her gün aynaya bakmadığın sürece yüzünden uzak kalırsın fakat eşyalar, nesneler, figürler bu durum için öyle değildir. Eşyaların hatırası varsa göz bebeklerine çarpar, renklere yansır. Zamanın eşyalara dokunmadığını fakat eşyalar üzerinden insana dokundurduğu bazı gerçekler var. Bir masayı senelerce yerinden oynatmama gücüne sahip olabilirsin. Bilincinde her zaman kendini rahat hissetmek istediğin yerde o masayı görerek pek fazla uzağa gitmediğini, açılmadığını hissedersin.

Dedim ya bazı değişimler güç verir bazıları güçsüzleştirir. O seneden bu yana yeri değişmemiş bir masa, bir duvar saati, bir yatak örtüsü gördüğünde içinin de değişim göstermediği bir hisse kapılırsın. Bu an senin kendini iyi hissetmen açısında geliştirdiğin en güzel savunma yöntemidir. Dedim ya hani zaman eşyalara dokunmaz. Ama dikkatsizliğiniz üzerinden tabiri caizse sakar olmanız yüzünden bazı eşyaların da size dokunmak isteği olabilir. O noktada yine sizin değer verdiğiniz güzel anılar, korkular, detaylar ve mutluluklar gizlidir.

Eski bir resmin içindeki detayların tümü yeni halinizle yüzleşmeniz açısında derin bir sorgu uyandırır. Yüzleşmek, derinizi değiştirebilir. Yüzleşmek yaranızı soyabilir, dibe inmek oradaki kopukluğu düzeltebilir.

Eski bir resimde mutluluğu aramanız bile şu an için mutlu olmadığınızı gösterebilir. Eğer bir insan eline herhangi bir fotoğrafı alıp baktığında geçmişe gidip yolculuk yapma gereksinimi duyuyorsa, derin bir yaranın iyileştirilmesi için zamandan yardım istiyor demektir.

Mutluluk yaşanmışsa, kanıtlanmıştır. Geçmiş insanın yaşadığı şeylerin en güzel delilidir. Hatırlamak, özlem duymanın en gerçekçi yoludur. Düşünmek, soyutlanmanın en iyi yanıdır. İyi olmak, fesatlıktan uzak durmanın en iyi tanımıdır.

Issız adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?

Issız adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?

Buradan yola çıkarak şunu sorabilir miyiz kendimize?  Geçmişte nasıldık, şimdi nasılız? Neydik ne olduk?

Neydik peki? iyi miydik kötü müydük. Daha mı kötüydük yoksa daha mı iyi olduk.  Eğer ki bir insan kendisine bu soruyu sorma gereksinimi duyuyorsa  ilkinde iyi sonrasında kötü olduğunu düşünüyor demektir.

Sorgu insana yüzleşmeyi, yüzleşmek insana gerçekleri gösterir.

Tekrar fotoğraflara dönelim. Bir fotoğraftan yola çıktığımız bu yolculuğa bir de almanakları ekleyelim ne olurdu acaba? Sayfalarca mutluluk çevirmişiz öyle değil mi? saatlerce zaman geçirmişiz.

Her baktığımız fotoğrafa tekrar bakacak veya gördüklerimizle yüzleşecek kadar cesaretli olmayabiliriz. Belki zamanla çok daha sonra mutlu olduğumuz bir an da bu fotoğraflara tekrar baktığımız zaman zaman  bu bizi sayfalara tekrar ulaşabilmemiz için cesaret eli uzatabilir.

Zaman bazen korkutucu geçen bir süre olarak anılıyor olsa da iyi bir insan olduğunuz an da uzlaşıcı bir gerçeğe dönüşüm sağlayan değerleri taşıyabiliyor.

Tüm şu yazılanları bir parantez içerisinde okuduğunuzu düşünmenizi istiyorum. Ve parantezi burada kapatıyorum Bunu imleçler kullanarak yapmıyorum. Parantezi kalbinizle, yaşadığınız güzel şeylerle kapatın…

Gelelim tekrar edilen şu soruya…

Başta ıssız adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu? kısmını ele alalım. Oradaki verdiğiniz cevapları burada yazmak istemiyorum. Çünkü bu soruyu okuduğunuz zaman şu an ki zaman dilimi ile bazı değerler örtüşmeyebilir ve bir hayalin gerçekleşme ihtimali gün yüzüne çıkmayabilir. Belki de siz iyi bir insan olmayabilirsiniz…

Ama ben burada herkesin bu cevabı şu şekilde vereceğini düşünüyorum. Daha doğrusu yaşadığı iyi veya güzel şeyler için yaptığı, rol aldığı konuları baz alarak belirtiyorum.

Issız adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?

priz şarj aleti telefon

 

Priz, Şarj Aleti, Telefon

İnsanı mutlu eden şey bu. Bu 3 şey sizin dünyaya bakış açısını değiştiriyor. Siz nereye giderseniz gidin bu 3 şeyi yanınızda bulunduğunuz sürece eski fotoğraflara bakmayı özleyecek en yalnız insan olmaya aday gösterileceksiniz. (Zaman tarafından)

Çünkü kimse bu 3’şeyi dünyasının güzelleşmesi için kullanmıyor. Çünkü; Herkes bıçağı katil olmak için kullanıyor. Kötü bir şey kötü kullanım amacıyla icat ediliyorsa, maddesinde ve fikrinde ölü gerçekler barındırır.

Bu 3’şeyin yanınızda bulunması halinde, düştüğünüz adanın ada olma ünvanı elinizden gidiyor modern hapishanelere dönüşüyor. Düşeceğiz en güzel ada dahi olsa,  bu üç şey yanınızda olduğu sürece siz bu 3’lünün içindesiniz. Gökyüzü, deniz, sahil,  doğa,  şarj aleti, priz, telefondan ibaret. İçinde bulunduğunuz yere dışarıdan ulaşan milyonlarca insan var. Sizler de onlar gibi olmak için yabancılaşıyorsunuz.

Adanın ismi sadece beyniniz de ada olarak belirleniyor. İç dünyanızın size verdiği zamanı kötü kullandığınız an’dan itibaren, kötü bir insan olma yönünde ”iyi rolünü” yakalamak için çabalıyorsunuz.

Aynaya baktığınız da yüzünüzden gidenleri geçmişte yaşadığınız güzel şeylerde arayacaksınız.

Bu işin en korkunç kısmı olsa gerek. Kimisinin saçı, kimisinin cildi yaşlanacak, kimisinin derisi gidecek. kimisinin göz altı torbaları gidecek. kimisinin elleri ve ayakları titreyecek ve siz hep geçmişi özleyeceksiniz. Oradaki sağlığınızı, oradaki huzurunuzu, oradaki mutlu insanları, oradaki gerçek arkadaşları, orada kaybettiğiniz insanları…

Acaba şu an ki zamana kıyasen bu aradıklarınız gelecek zamanda bulunan şeyler mi? Almanaklar ne kadar dolacak? Bilmem ki bu sorunun cevabını siz ve size ait zamanınız belirleyecektir.

Fakat hemen korkmayın; iyi bir insan olursanız iyi şeyler kazanacaksınız geçmişte kazandığınız gibi…

Daha fazla yazı için blog bölümünü takip edebilirsiniz…

 

SolarGezi

Solargezi Yöneticisi

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir