Haklı mısınız?

Haklı mısınız?


Yazan: Gürkan Duman

Haklı olmanın güçlü taraflarını kullandığınız zaman daha dik başlı durabiliyorsunuz. Neden? çünkü ben haklıyım diyebilecek cesarete sahipsiniz. Cesaret insana güç verir. Fakat güç cesaretten önce geliyorsa bunun egonuz ile birleşme olasılığı daha fazla demektir. Ortaya çıkan kontrolsüz bir savunma elde edersiniz. Bu kısmın en tehlikeli boyutu ise; iç sestir. iç sesin kontrol edilemez bir tavır alması, öfkenize karşı olan sorumluluklarınızın eksikliğinde doğar. Sebep ve sonuç ilişkisine o kadar yakın olursunuz ki… O kadar çok haklısınız ki, haklılığınızı daima işinize gelen taraftan yana kullanmak isterseniz. Bazı sebepler de bir o kadar hızlı ilerler. Bu sebepler sonuçları doğurmak için çoğalırlar. Çünkü o an siz haklısınız ve sonucu elde etmenin hazzına kavuşmak için de sürekli haklı yönlerinizi yenilemek, hatırlamak,sonrasında ise ses tonunu yükseltmek gibi maddelere başvuru yaparsınız. Çoğumuzun haklılığı hep ses tellerinden geçer. Kibar bir insanın kısık sesle yaptığı savunma, haklılığını vurgulama konusunda ne kadar etkili olabilir ki? Çünkü biz her şeye yükseklik veya alçaklık konumundan bakıyoruz. Bizim bakış açımız maalesef bu. Çoğu zaman düşüncelerimiz yönünde kıstırılıyor ve pasifize ediliyoruz. Bastırılıyoruz…

Haklı mısınız?

Haklılık ve haksızlık insana; ben biliyorum, ben bildim, ben gördüm, ben yaptım eylemleri gibi sahte güveni aşılır kendine.

Haklılık, güç, sessizlik, savunma, ego gibi anahtar kelimeleri biriktirir. Burada en tehlikelisi olan ise egonun bu tür kelimeler içinde yerini almasıdır.

Ben Haklıyım !

Diyebilmenin verdiği güç ile patronun seni alaşağı ederken ki güçsüzlüğün arasında dağlar kadar fark var.

Peki ben haklıyım dediğin gücü elde ettiğin zaman, hiç ummadık anda patronuna denk gelmiş olsan o güç söner miydi?

Netice de bir noktada senden daha büyük bir güç…

Örnek; Yolda önündeki araç sizin şeridinize sinyal vermeden aniden girdi ve sizin yol hakkınızı ihlal etti. Siz de bu durum da hemen haklılık yönünüzü ortaya çıkartarak, bağırdınız çağırdınız ettiniz. Yetmedi aracın önünü kesip yüz yüze gelmek istediniz. Belki o an tam bir şey diyecekken bir bakmışsınız, o hatayı yapan sürücü patronunuz çıkmış.

Ne diyebileceksiniz?

Diyebilir misiniz bir şey?

Haklı mıyız?

Haklı mısınız?

İçimizde haklı olarak bağırmamız, sesimizi dışarıya çıkartmamız gereken o kadar çok sebep var ki, bunu dış eylemlerle, gerçeklerle yüzleştirdiğimiz de gün yüzüne çıkartıp rahatlamayı hedefliyoruz. Kim bilir nelerle yüzleşmek istiyoruz da ne gibi kötü durumların içinde bulunuyoruz. Bir bakmışsınız ki kavga sonrası gözünüzü hastanede açmışsınız. Bu durum da frekansların karışması gibi çatışmaları da ortaya çıkartabiliyor. Yani bizler haklı yönlerimizi, iç sesimizin dışarıya karşı olan açlığı ile doyurmak istiyoruz.
Burada ortaya çıkan en önemli şey ise öf kontrolü. İçimizde onca şikayet olduğumuz söylem var. Çalışma şartlarımız, uykularımız, yaşantımız, sevgimiz, sevgisizliğimiz, hırçınlığımız, bu söylemlerin dışa vurulması açısından en büyük etken.

Hani bir kıvılcım derler ya…

Evet buradaki kıvılcım herhangi bir konuda haklı olup haykırmanız. Haklı olduğunuz zaman kendi savunmanıza karşı verebileceğiniz iyi bir cevabınız var.

Haklı mısınız?

Haklı mısınız?

Karşı tarafın yapmış olduğu hatalar, bizi her zaman üste çıkartır ve haklı konumuna getirir.

Her zaman olumlu şeyleri değil, olumsuz şeyleri gözlemleriz. Olumsuz şeylerden doğan hataları elde etmeye çalışıp daha fazla güçlü olmak isteriz. Çünkü o hatalar bize haklılık ve cesaret payı verir. Çünkü bir yerde haklıysak, mutlaka bu ”birilerinin yanlışında’ doğan” haklılık payıdır. Gözüyle bakıyoruz yaşantımıza…

Burada yapmamız gereken tek şey hatayı haklılıkla düzeltmek değil, doğrulukla bildirmek, tebliğ etmektir.

Amaç ve neden aramak.

Haklı mısınız?

Haklı mısınız?

Örneğin; Ev de eşiyle, ailesiyle kavga etmiş birisinin öfkesini kontrol altına alması çok düşük seviyededir. Bu kişinin kendisini dışarıya atıp içinde bulunduğu kavramlardan kurtulmak ister. Bu sebeple de kendisini dışarıya atmak ister. Bu kişinin araba sürmemesi için bir neden yoktur. Kimseye araç kullanırken akıl kontrolü yapılmıyor. Öyle ki bu alkol kontrolünden de mühim bir olay. Dalgın bir insanın araç sürmesi, onu potansiyel bir katil yapar.

Ki; siz bu kişiye trafik de denk geldiğiniz zaman yapmış olduğu hataları ona fatura etmek isterseniz.

Peki; bu kişinin hal ve hareketlerinden yola çıkarak hiç gözlemlerinizle düşüncelerinizi irdelediniz mi?

Hiç iki şık arasında kalıp birinci şıkkı eleyip bir varsayım yaptınız mı? Nihayetinde tüm sürücüler iyi bir gözlemcidir.

  1. 1. şık kesin alkollü
    2.şık kesin kafası dalgın vardır bir sebebi en iyi yavaşlatıp durdurup konuşmak.

gibi düşünceler de bulundunuz mu?

haklı mısınız ego

Haklı mısınız?

Korna çalmak, küfür etmek, önüne araç kırmak veya daha ötesinde öfkemize kontrol edemeyeceğimiz yanlışlar yapmak…

Neden? Çünkü adam sağ sola zikzak çekiyor bu da bana veya size haklılık payı çıkartıyor.

Neden?

Çünkü ben haklıyım, siz haklısınız bu haklılığım  için de içimde bastırılmış korkuları, yapamadıklarımı, geçmişimden bir kareyi gün yüzüne çıkartmalıyım.

Hiç kimse haklılığını öfke kontrolüyle birlikte kullanmak istemez.

Neden?

Öfke kontrolünde farklı bir parametre vardır.

Neden bu parametre? Otokontrol…

Bu otokontrol kendinizi haklı hissetseniz dahi sizi haklı olarak karşı tarafın içine çıkarmaz. O nasıl ki potansiyel bir suçlu ise sizde potansiyel haklısınız. Yani buradaki haklılığınız karşı tarafın haksızlığından çıkan bir durum olmamakla birlikte olayları anlama, değerlendirme, yorumlama, mukavemetine sokar.

Haklı mısınız?

Şöyle ki; Haklı olduğunuz bir tartışma da olaylar küfür veya kötü söylem durumuna gittiği zaman kişi de içinde bulunduğu sakinlikten kendisini muaf bırakır. Kendi kurallarını ezer ve haklıyken haksız duruma düşer. Tüm bunları yapan tek anahtar kelime ise orada edilen bir küfürdür.

Eğer ki siz öfke kontrolü sayesinde otokontrol yapan bir insan olsaydınız bunun önlemini, olacakların sonrasını düşünerek alabilirdiniz.

Ne yapabilirdiniz?

Sorgulama yapardınız…

Neyi? Ben haklıyım ama bunu nasıl kullanmalıyım? Karşı tarafın hakaret ve küfür edeceğini bilerek hareket etmelisiniz.

Bazen öyle büyük haklı sebepleriniz var ki? Bu sizi öldürür ve siz o an da ölmeyi hak edecek kadar haklı değildiniz.

Evet çok büyük haklısınız ve söyleyecek çok sözünüz var fakat bir bakmışsınız ki yer de kan içerisindesiniz. Haklı olmanız sizin hayatınızı aldı…

Burada haklılığınızı daima maneviyatta, sakinliğiniz de, bilincinizle ve inancınızla aramalısınız. Hani derler ya seni Allah’a seni havale ediyorum.

Tam da bu söylem sizi kurtaracak en iyi anahtar kelimedir. Bu söz sabırlı olmanızı, sakin davranmanızı sağlar.

Hayat notr ve pozatiften ibarettir. iyi veya kötüyü haklı veya haksızı, doğru veya yanlışın ayırt edebilmemiz için de parametreler vardır.

Bu parametreler de illaki sizin haklı olmanızı sağlayan bir çok yanlışlar olacaktır. Siz haklılığınızı doğrularla kapatın. Çünkü eksi bir şeyi eksi bir şeyle açamaz veya kapatmazsın.

Haklı mısınız?

Son olarak haklı olmanın verdiği pasif gücü şu şekilde (ego yönünde) açıklamak isterim.
Bu söz dizimine internette okurken denk geldim ve konunun ana teması olarak belirledim.

Denizde veya göllerde boğularak hayatını kaybeden insanlara dikkat edin, büyük çoğunluğu yüzme bilen insanlardır. Bu yüzden açılırlar ve boğularak hayatlarını kaybederler.

Bir diğer örnek ise trafik kazalarında önümüze çıkıyor. Trafik kazalarında hayatlarını kaybeden insanlarında büyük çoğunluğu şoförlüğü iyi olan insanlardır. Egosuna yenik düşerek hız yaparlar ve kazaya sebebiyet vererek yaşamlarını yitirirler.

Acemi sürücüler tam tersine hata yapsalar bile çoğunluğu ölümcül hata değildir.

Yüzme bilmeyen insanlarda asla boylarını geçen yere gitmezler.

Her şeyi ben çok iyi biliyorum demek iyi değildir. Çünkü ego öldürür.

Daha fazla yazılarımızı okumak için bloğumuzu takip etmeyi unutmayın.

SolarGezi

Solargezi Yöneticisi

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir